Atasozu.org

"atasozu" ile ilgili atasözü sonuçları

Misafir misafiri sevmez, ev sahibi ikisini de.

Misafir, gittiği yere başka bir misafirin gelmesini istemez. İster ki bütün ağırlamalar yalnız kendisi için olsun. Ev sahibi ise her […]

Misafir misafiri istemez, ev sahibi ikisini de.

Misafir, gittiği yere başka bir misafirin gelmesini istemez. İster ki bütün ağırlamalar yalnız kendisi için olsun. Ev sahibi ise her […]

Misafir kısmeti ile gelir.

Ev sahibi konuğu yük saymaz. Konuğun geldiği evde ya yiyecek bulunur; ya da beklenmedik bir yerden o sırada yiyecek gelir. […]

Misafir ev sahibinin kuzusudur.

Konuk; yemek, gezmek, eğlenmek, yatmak vb. konularda ev sahibinin çizdiği programa uymak zorundadır. İngilizce: The guest is the host’s lamb.

Misafir ev sahibinin bağlı kuzusudur.

Konuk; yemek, gezmek, eğlenmek, yatmak vb. konularda ev sahibinin çizdiği programa uymak zorundadır. İngilizce: The guest is the host’s tied […]

Miri malı balık kılçığıdır, yutulmaz.

Devlet malını kendine mal etmek çok zordur. Birçok engeller buna olanak vermez. Verse de bu mal rahatça kullanılamaz ve günün […]

Miri malı balık kılçığıdır, balık kılçığı gibi boğazda kalır.

Devletin malını mülkünü kendisine mal etmek son derece zor ve tehlikelidir. Böyle bir teşebbüste bulunsa da rahatça kullanamaz, günün birinde […]

Mirasa nereye gidiyorsun? demişler; esip savurmaya demiş.

Kişi kendisinin kazandığı malı elden çıkarmaya kıyamaz, ama miras kalan malı har vurup harman savurur. İngilizce: Where are you going […]

Miras helal, hele al demişler.

Miras, mirasçının hakkıdır. Ama alabilirse… İngilizce: The inheritance is halal, they said take it.

Miras helal, ele al demişler.

Miras, mirasçının hakkıdır. Ama alabilirse… İngilizce: The inheritance is halal, they said take it.

Minnetle gül koklama, dikeni sancar seni.

  İngilizce: Thankfully don’t smell roses, you’re spiky.

Minareyi yaptırmayan yerden bitti beller.

Değerli, önemli hiçbir iş yapmamış olanlar, yapılmış olan büyük, önemli işleri kendiliğinden oluvermiş sanırlar. İngilizce: It’s over where the minaret […]

Minareyi yaptırmayan yerden bitmiş sanır.

Değerli, önemli hiçbir iş yapmamış olanlar, yapılmış olan büyük, önemli işleri kendiliğinden oluvermiş sanırlar. İngilizce: He thinks it’s finished from […]

Minareyi çalan kılıfını hazırlar.

Kolay kolay gizlenemeyecek denli büyük bir suç işleyen kişi, bunun ortaya çıkmaması için gereken önlemleri daha önce alır. İngilizce: He […]

Minare de doğru, ama içi eğri.

Doğru görünen nice kişiler vardır ki iç yüzlerini bilenlerden nasıl düzenbaz ve hain oldukları öğrenilir. İngilizce: The minaret is right, […]

Mızrak çuvala sığmaz.

Herkesin gözü önündeki gerçekler örtbas edilemez. Herkesin gözü önünde duran, apaçık bilinen gerçeklerin gizli tutulması, örtbas edilerek yokmuş gibi gösterilmesi […]

Mızrak çuvala girmez.

Herkesin gözü önünde duran, apaçık bilinen gerçeklerin gizli tutulması, örtbas edilerek yokmuş gibi gösterilmesi imkânsızdır. Herkesin gözü önündeki gerçekler örtbas […]

Mısıra yağmur geliyor demişler; çapan birlik mi? demiş.

Mısır bol su ister; ama çapalanmazsa sudan gereği gibi yararlanamaz. İngilizce: They said it was raining in Egypt. Anchor unity? […]

Mezar taşı ile övünülmez.

Kişi, geçmişteki atalarıyla değil, ancak kendi değeri ile övünebilir. İngilizce: You can’t brag about a tombstone.

Meyveli ağacı taşlarlar.

Çoğu zaman, bilgili, becerikli kimselere sataşırlar. Öyle sıradan kimselerle pek uğraşan olmaz. Ama toplumda bir konum edinmiş, bilgili, becerikli ve […]