Atasozu.org

"atasozu" ile ilgili atasözü sonuçları

Otu çek, köküne bak.

Bir kişinin kimliğini, nasıl birisi olup olmadığını öğrenmek için soyunu sopunu bilmek ve tanımak gerekir. Toplum içindeki değerine, soyuna, sopuna […]

Ot kökü üstünde biter.

Çocuk, ailesinin genel durumuna; eğitim gören, eğiticinin tutumuna uygun olarak yetişir. İngilizce: It ends on the root of the grass.

Osmanlının ekmeği dizi üstündedir.

Osmanlı, sürekli olarak at üstünde ve düşman peşinde olduğundan yemeğini oturup sofrada yemez, hep at üstünde yer.   İngilizce: The […]

Osmanlının ayağı üzengide gerek.

Jandarma görevlileri baş kaldıranları, askerler düşmanı ezmek için atlarından inmemek ve bunların peşini bırakmamak zorundadırlar. Bir devleti ayakta tutmak, yüzyıllar […]

Osmanlı tavşanı araba ile avlar.

Osmanlıların yönetim işlerinde bozukluk başladıktan sonra iç güvenliği sağlayacak olanların durumu şuna benzerdi: Araba ile tavşan avlamak. Çünkü rahatlarını bozmaz, […]

Ortaklık öküzden başka buzağı yeğdir.

Kişinin ortaklık önemli malı olmasından, yalnız kendisinin azıcık malı bulunması daha iyidir. İngilizce: Partnership is better than an ox.

Ortak atın beli sakat olur.

Her ortak, daha çok yararlanmaya çalışacağından ortaklık malı yıpratırlar. İngilizce: The common horse’s back is crippled.

Ortak atın beli kırık olur.

Her ortak, daha çok yararlanmaya çalışacağından ortaklık malı yıpratırlar. İngilizce: The common horse has a broken back.

Ortak gemisi yürümüş, elti gemisi yürümemiş.

Bir erkeğin iki karısı birbirleriyle geçinebilirler de iki kardeşin karıları anlaşamazlar. Bir erkeğin hanımları birbirleriyle iyi-kötü anlaşabilirler, ama kardeşlerin hanımları […]

Orman olur da domuz olmaz mı?

Elverişli bir ortamdan elbette çıkar sağlayanlar bulunur. İngilizce: Can’t the forest be a pig?

Onmadık yılın yağmuru harman vakti yağar.

Zamanında olsa büyük yarar sağlayacak olan durum, zamanı geçtikten sonra gerçekleşirse zarar bile verebilir. İngilizce: It rains the year when […]

Onmadık hacıyı Arafat’ta yılan sokar.

Ülküsünü gerçekleştirmesi mukadder olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar. İngilizce: A snake stings the pilgrim […]

Onmadık hacıyı deve üstünde yılan sokar.

Ülküsünü gerçekleştirmesi mukadder olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar. İngilizce: A snake stings the pilgrim […]

On para on aslanın ağzında.

Şimdi para kazanmak çok güçleşti. En küçük kazanç, pek çok didişmeden, çalışmadan sonra elde edilebiliyor. İngilizce: Ten coins in the […]

On ceviz alsan ikisi çürük çıkar.

Yüzde yüz saf nesne bulmak kolay değildir. Kazançların giderleri ve zararları, ürünlerin fireleri olduğu gibi bir işte çalıştırılanların kimisi de […]

On beşindeki kız, ya erde gerek ya yerde.

Kız on beş yaşına ulaştı mı evlendirilmelidir. Evlendirilmezse anneyi, babayı güç durumda bırakacak çok üzücü olaylar çıkabilir. Böyle olacağına kızın […]

Olursan kazık olma, tokmak ol.

İlişkilerinde ezilen değil ezen olmayı yeğle. İngilizce: If you do, don’t get ripped off, be a snitin.

Olsayı bulsaya vermişler hiç doğmuş.

Şu iş şöyle olsa, bu iş böyle olsa diye dilemekle istediğimiz sonuca varamayız. Elde etmek istediğimiz sonucu dilekle değil, çalışmakla […]

Olsa ile bulsayı ekmişler, yel ile yuf bitmiş.

Şu iş şöyle olsa, bu iş böyle olsa diye dilemekle istediğimiz sonuca varamayız. Elde etmek istediğimiz sonucu dilekle değil, çalışmakla […]

Olsa ile bulsayı ekmişler, hiç bitmiş.

İnsan başarılı sonuca boş söz ve hayalle değil, çalışarak ulaşır ancak. Bu sebeple “bu iş böyle, şu iş şöyle olsa, […]