Oğlan babasından öğrenir yazı yazmayı, kız anasından öğrenir sokak gezmeyi..
Erkek çocuk, erkeklerin yapması gereken şeyleri (örneğin konuk ağırlamayı) babasından, kız çocuk da kadınların yapması gereken şeyleri (örneğin dikişi, biçkiyi, […]
Erkek çocuk, erkeklerin yapması gereken şeyleri (örneğin konuk ağırlamayı) babasından, kız çocuk da kadınların yapması gereken şeyleri (örneğin dikişi, biçkiyi, […]
Erkek çocuk, erkeklerin yapması gereken şeyleri (örneğin konuk ağırlamayı) babasından, kız çocuk da kadınların yapması gereken şeyleri (örneğin dikişi, biçkiyi, […]
Eve gelin geldikten sonra oğlanın anası kapı dışarı edilecek gibi görülür. Kızın anası ise baş köşeye oturtulur. İngilizce: Boy’s mother […]
Kişiler iş, meslek ve durumlarına göre kendilerine gerekli olan şeylerin peşine düşerler; onları elde etmeye çalışırlar. Herkes işine yarayan şeye […]
İşini tertipli yapmayan kişi hakkında kullanılır. İngilizce: Wood doesn’t get ash, cows milk, don’t buy oil.
İngilizce: It’s the cooker, the wife who cooks the vaccine, the wife inflates the man.
İngilizce: Don’t trust the seven of the stoves, don’t trust anyone else, not necessarily your wife’s brother (don’t trust!)
Herkes işine yarayan şeye göz diker; onu elde etmenin yolunu arar. Kişiler iş, meslek ve durumlarına göre kendilerine gerekli olan […]
İngilizce: No good comes from the millet planted after zemheri, the wife who gets up after her husband.
İngilizce: It’s good to have blood without raining in Zemheride.
Zengin, kazancının küçük bir parçasını verse fakir gönenir, zenginleşmiş gibi olur. İngilizce: If he shrugs rich, he’ll be a poor […]
Bir işi yapmak gerektiği zaman, zengin işte para diye kesesini döver. Züğürt ise, yapmak istediği işi parasızlık yüzünden yapamayacağı için […]
Bir işi yapmak gerektiği zaman, zengin işte para diye kesesini döver. Züğürt ise, yapmak istediği işi parasızlık yüzünden yapamayacağı için […]
Zenginin gösterişli giysiler giymesi doğal karşılanır. Fakirin düzgünce giyinmesi yadırganır, çok görülür. İngilizce: If he wears rich, he wears poor, […]
Bu atasözü, maddi gücün insanlara birçok zorluğu aşmada büyük avantaj sağladığını, maddi imkânı olmayanların ise en basit durumlarda bile zorlandığını […]
Gerçekleşmesi güç bir şey isteyen kimse, isteğini gerçekleştirecek çareyi bulmak zorundadır. İngilizce: Zemheride carries a cow in his pocket who […]
İyi verim alabilmek için tarlayı zemheride her halde sürmek gerekir. Derin, dikkatli sürülmese, şöyle bir yüzeyden olsa bile. İngilizce: Rub […]
İngilizce: It’s good that poison rains before it rains in Zemheride.
Zemheride kar, yağmur yağarsa çiftçilerin o mevsimdeki tarla işlerini yapmalarına, tarlayı sürmelerine engel olur. Bu yüzden o yıl iyi ürün […]
Zemheride kar, yağmur yağarsa çiftçilerin o mevsimdeki tarla işlerini yapmalarına, tarlayı sürmelerine engel olur. Bu yüzden o yıl iyi ürün […]