Eceli gelen it cami duvarına siyer.
“Eceli gelen it, cami duvarına siyer” atasözü, ölümün kaçınılmaz olduğunu ve her canlının bir gün öleceğini vurgulayan bir Türk atasözüdür. […]
“Eceli gelen it, cami duvarına siyer” atasözü, ölümün kaçınılmaz olduğunu ve her canlının bir gün öleceğini vurgulayan bir Türk atasözüdür. […]
“Eceli gelen it cami avlusuna siyer” atasözü, özellikle insanların ölümü hakkında bir gerçeği ifade eder: Ölüm, insanları sadece kendi evlerinde […]
“Eceli gelen it cami avlusuna işer” atasözü, insanların ölüm anlarının belirli olduğuna ve kaçışı olmadığına işaret eder. Atasözü, ölümün kaçınılmaz […]
Bu atasözü, çeşitli olayların özel günlerle ilişkilendirilmesi yoluyla, insan hayatındaki önemli anları vurgulamaktadır. Genellikle, kişinin hayatındaki dört önemli olayı vurgular. […]
“Yavuz it, ününü kendi artırır” Türkçe bir atasözüdür ve genellikle insanların kendi ünlerini artırmak için başkalarına saldırmaları yerine, çalışarak ve […]
“Sahipsiz eve it buyruk” atasözü, denetimsiz veya sahibi olmayan bir şeyin, kontrolsüz bir şekilde kötüye kullanılacağını anlatır. Burada “ev”, bir […]
Vefalı kişi, iyilik gördüğü kimseyi ya da kurumu savunur. İngilizce: Push just waits for the door where he eats.
Gerçekleşmesi doğal olan işlere, durumlara karşı çıkılsa da engellenemez. Bu bakımdan kötü niyetli kimselerin sözlerine ve davranışlarına aldırış etmeden, doğru […]
İngilizce: If it’s embarrassed, it wears frost.
Aşağılık kimse bir konu üzerinde sesini yükseltince aynı amacı güdenler o ses etrafında toplanır, kendisiyle birleşirler. İngilizce: It’ll be howl, […]
Ekmek parası kazanmak için it sürümek gibi bir iş tutmak bile ayıp değildir. İngilizce: It’s a bunch of maple wins.
Ekmek parası kazanmak için it sürümek gibi bir iş tutmak bile ayıp değildir. İngilizce: Make a lot of money.
Bir desteği bulunmayan kişi, (özellikle paraca) çektiği sıkıntıları zamanla atlatır ama bu arada çektiklerini ancak kendisi bilir. İngilizce: It’ll be […]
Toplum nezdine itibarı kalmayan, sadece ortalığı velveleye verir anlamında. İngilizce: It’s a prose, it’s a lie.
Başkasının korumasıyla iş yapan akılsız kişi, desteklendiğini unutarak kendi gücüne inanır. İngilizce: He said, “I have a dark shadow.”
Başkasının korumasıyla iş yapan akılsız kişi, desteklendiğini unutarak kendi gücüne inanır. İngilizce: He walked in the shadow of the dog […]
İşleri, güçleri kötülük yapmak olanlar birbirlerinden ayrılmazlar. İngilizce: The mutt won’t leave its tail.
Hilebaz, ahlâksız, başkalarına kötülük etmeyi kural hâline getiren insanlar birbirlerini gayet iyi tanırlar. Bu yüzden birbirlerini anlayışla karşılar, birbirlerine rahatsızlık […]
Hilebaz, ahlâksız, başkalarına kötülük etmeyi kural hâline getiren insanlar birbirlerini gayet iyi tanırlar. Bu yüzden birbirlerini anlayışla karşılar, birbirlerine rahatsızlık […]
Aşağılık kişiler birbirlerini kendi gibilerinin toplandığı yerde bulurlar. İngilizce: It’ll find the mutt in the suvatta.